YAĞMUR SUYU

Bir zamanlar çölde yaşayan yaşlı bir karı koca vardı. Ömürleri, açlık, sıkıntı ve fakirlik içinde geçmiş ve ne yaptılarsa fakirlikten kurtulamamışlardı. Yoksul adamın karısı neredeyse her gün fakirliklerinden şikayet ediyordu.

Yine bir gün kocasına fakirliklerinden şikayet etmeye başladı. Öyle çok şikayette bulundu ki dünyayı adama zindan etti. Adam karısına sabretmesi için nasihatler verdi ise de, karısını ikna edemedi. Kadın şikayetini öyle artırdı ki ağlamaya başladı. Çaresiz kalan adam;

−Ağlamayı bırak, bizi fakirlikten kurtaracak bir çare biliyorsan onu söyle, dedi.

Kadın yine ağlama ve sızlamasına devam ederek;

−Bağdat’ta yaşayan bir halife varmış. Çok cömertmiş. Kendisinden bir şey isterse hemen verirmiş. Git ondan yardım iste, dedi. Yoksul adam;

−Yahu hanım, iyi diyorsun da halifenin yanına ben nasıl giderim? Onun huzuruna giderken bir hediye götürmek gerekir. Neyimiz var da halifeye hediye edelim? Diyerek eşini sakinleştirmeye çalıştı ise de, kadın ısrarlı bir şekilde;

−Testimizde yağmur suyu var. Sen ona bu yağmur suyunu götür. Yağmur suyu tatlıdır. Kim bilir halife ne acı sular içiyordur, diye konuşmasına devam etti.

Karısının bu sözü yoksul adamın da hoşuna gitti. Testiye baktı ve;

−Şu testi ne güzel bir testidir. İçindeki yağmur suyu da halifeye götürülebilecek en güzel hediyedir, diye düşündü.

Yoksul adam, testiyi kucağına aldığı gibi Bağdat’a doğru yola çıktı. Yolculuğu boyunca testiye ve içindeki yağmur suyuna gözü gibi baktı. Testiyi kırmadan, dökmeden ve hırsızlara kaptırmadan, halifenin bulunduğu şehre kadar götürdü.

Halifenin sarayı şehrin ortasından geçen Dicle nehrinin kenarında idi. Adam testideki suyu halifeye sundu ve getirdiği suyu öve öve bitiremedi.

Halife suyu aldı, teşekkür etti. Testiyi altınlarla doldurarak geri verdi. Adamlarına da;

−Çöl yolu uzundur, bu zavallı adamı Dicle üzerinde giden bir gemiye bindirin ve gönderin, dedi.

Halifenin adamları, yoksulu gemiye bindirmek üzere Dicle nehrinin kenarına götürdüler. Yoksul adam gürül gürül akan tatlı sulu Dicle nehrini görünce utandı ve;

−Halife ne yüce bir insanmış. Benim bir kuruş etmez suyumu kabul etti ve bana bir şey demeden testimi altınla doldurdu, dedi.

● Kanaatten hiç kimse ölmemiş, hırsla da hiç kimse padişah olmamıştır.

●Haddini bil de yukarılarda uçma. Uçma da kötülük çukuruna düşme! (Mevlana)

Check Also

Üzüm Kavgası Mesneviden Hikayeler